| |
|
terapimiz.com psikolojik danışma ve terapi için hizmetinizdedir
|
Çocukların Zihinsel Gelişimleri;
Doğduğu andan itibaren çocukların yetiştirilmesinde gelişim dönemlerini bilmenin etkili olacağını düşünüyorum. Kimi zaman ailelerden duyuyoruz. ‘Benim çocuğum şöyle yaptı ya da yapmadı acaba bir sorunu mu var? Ya da benim çocuğum çok akıllı/akıllı değil. Bunlar çocuğun hangi yaş döneminde neyi yapıp, neyi yapamayacağını bilememekten kaynaklanıyor. Yapılan araştırmaların sonucunda çocuklarda belli gelişim dönemlerinde ortak olan davranışların bulunduğu saptanmıştır. Ailelerin çocuklara yaklaşımlarında ve çocuğunun davranışlarının normal olup olmadığını anlamalarında yardımcı olacak bilgiler vermeye çalışacağım. Çocuğun gelişiminde bedensel gelişimin yanı sıra zihinsel, motor, dil, duygusal ve sosyal gelişimlerde önemlidir. Boy, kilo gibi fiziksel gelişiminin tek başına hiçbir anlamı yoktur. Çocuğun bir bütün olarak ele alınması ve gelişiminin sağlıklı olup olmadığının bilinmesi için diğer faktörlerinde göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Çocuk fiziksel gelişimi açısından küçük olmakla birlikte, bilgi ve deneyimi eksiktir. İçinden geldiği gibi davranır ve sürekli bir gelişim halindedir. Dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren, sahnede rolünü almaya başlar. O anda ellerini, gözlerini kontrol edemeyen bebek beslenme ve bakımla ve deneyerek neyi nasıl elde edebileceğini öğrenmeye başlar. Ağladığında karnının doyacağını, altının temizleneceğini ve kendinden çok büyük olan yetişkinleri nasıl kontrol edebileceğini öğrenir ve onların dünyasında kendine bir yer edinmeye başlar. Kısacası, biyolojik olarak gelişirken aynı zamanda çevredeki uyaranlar da onun gelişiminde rol alır. Zihinsel gelişim deyince ilk aklımıza ne gelir? Zeka diyebiliriz sanırım. Zekayı bireyin kalıtımsal olarak var olan yetenekleri ile çevresini algılaması ve anlaması buna bağlı olarak da çevreye uyum sağlayabilmesi olarak tanımlayabiliriz. İsviçreli Psikolog Jean Piaget zihinsel gelişim dönemlerini 4 ayrı evrede ele almıştır. 1.Duyusal-motor gelişim dönemi (0-2 yaş arası) : Bebek doğumdan itibaren bazı reflekslere sahiptir. Bu refleksler sayesinde dünyayı tanımaya ve öğrenmeye çalışır. İlk refleksleri emme ve yakalama refleksidir. Doğduktan hemen sonra bebek her objeyi ağzına götürerek tanımaya çalışır. Kimi anneler çocuğun emme refleksinden dolayı onun acıktığını düşünebilir. Ancak çocuk doyurulduktan sonra bile yanağına dokunulduğunda o nesneyi ağzına almaya çalışır. Emme dürtüsü çok güçlüdür. Bir süre sonra da emme refleksi gelişir ve yerini yeme, ısırma, yememe ve tükürme davranışlarına bırakır. İlk aylarda bebek alıcı ve pasif bir konumdadır. Anneye bağımlıdır. Anne memesi onun için ayrı bir obje değil, kendi bedeninin bir uzantısı gibidir. Zamanın büyük bir bölümünü uyuyarak geçirir. Anne ile duygu alışverişi doğduğu andan itibaren mevcuttur. Bebekler seslere karşı çok duyarlıdır. Yüksek ses onu ürkütür ve ağlamaya başlar. Avucuna konan parmağı tutar. Gözünün önünde olan nesnelere bakar, ortadan kaldırıldığında aramaya devam etmez ve yok olduğunu kabul eder. 8-9 aydan itibaren ise artık nesnelerin yok olmadığını kavrar. Üçüncü aya doğru anneyi tanımaya, onu görünce sesler çıkarmaya, ellerini kollarını hareket ettirmeye ve sevinmeye başlar. Küçük nesneleri tutar ve atar. İlk günden itibaren bebek için ağlama iletişim aracı ve kendini ifade etme şeklidir. İlk önceleri kontrolsüz ve düzensiz olan ağlamalar sonrasında temel ihtiyaçlarının karşılanması için devam eder. Bir bebek ağlarsa diğer bebeklerde ağlamaya başlar. Birkaç ay sonra da sesler çıkarır. Onunla konuşmak, oynamak ve ona sarılmak bebeğin duygusal ve zihinsel gelişimi üzerinde etkilidir. Bebek çoğu zamanını beşikte geçirir. Beşiği renkli, sallantılı ve sesli oyuncaklarla süslemek çocuğun gelişimi için faydalı olur. Çünkü ilk aylarda bebek duyuları ile çevresini algılayarak öğrenir. Oyuncak seçimi de bebeğin gelişimi için önemlidir. Tesadüfen öğrendiği ve zevk aldığını fark ettiği emme refleksini bilinçli olarak yapmaya başlar. Önceleri kendi vücudu ile ilgiliyken sonra bu diğer nesneleri ve çevreyi tanımaya yönelir. En son olarak da bu nesnelere nasıl ulaşabileceğini keşfeder. Deneme yanılma yoluyla öğrendiklerini uygular ve tekrarlar. Çevresindeki kişileri gözlemleyerek onları taklit etmeye başlar. Yetişkinler tarafından onaylanan davranışları da tekrarlar. Anlamsız bazı hareketleri özellikle ses çıkaran ve kendi hoşuna giden hareketleri karşısındakini bıktırana kadar devam ettirir. Bebek başlangıçta kendini diğer varlıklardan ve doğadan ayrı olarak algılayamaz. Zamanla kendinin ve diğer varlıkların farkına varır. Alışkanlıklarını bu dönemde kazanır. 2.İşlem Öncesi Dönem (2-6 yaş arası): Bu dönemi de iki ayrı dönemde ele alabiliriz. a)Sembolik-kavram öncesi dönem (2-4 yaş arası): Bu dönemde çocuk sembolik düşünmeye geçer ve dil yeteneği gelişir. Kullandığı kavramlar kendine özgüdür. Nesneleri ya da davranışları başka şeylerin yerine de kullanabilir. Bir şeyi başka bir şeyle sembolleştirebilir. Bunu şöyle bir örnekle açıklamak yerinde olur sanırım. Günümüzde cep telefonları yetişkinler tarafından çok sık kullanılmaktadır. Bunu gözlemleyen çocuk anne babasının davranışını taklit ederek, herhangi bir oyuncağını telefon gibi kullanabilir. Oyunlarında da sembolik düşünceden faydalanırlar. Bir nesnenin başka biri tarafından farklı algılanabileceğini tahmin edemez. Ben merkezcidir. Kullandığı semboller kesin kavram ve kurallar olarak değerlendirilmemektedir. Bu dönemde olan çocuk başka bir çocuğun ya da yetişkinin görüşüne önem vermez. Mantıksal düşünme henüz gelişmemiştir. Nesnelerin görünümleri çocuk üzerinde etkilidir ve değişme gösterebileceğini kabul etmez. Dil gelişimi ile konuşmaya başlayan çocuk kendine özgü kavramlar oluşturarak konuşur. Çocuğun sorularına bıkmadan usanmadan cevap vermek önemlidir. Kısacası bu dönem çocuğu kendi benliğini kavramaya başlamıştır. Bağımsız davranır. Sahip olduğu nesneleri tanır ve var olanları da sahiplenir. ‘Bu benim' bu yaş dönemi çocukların çok sık kullandığı bir cümledir. Özellikle 2-2,5 yaş dönemi çocuğu engellenmekten hoşlanmaz. Ben bu dönemi erken ergenlik dönemi olarak değerlendiriyorum. Çocukların kendini göstermeye ve kabul ettirmeye yöneldiği zor bir dönemdir. 3 yaşına kadar bu dönem çocukları kendi başına oynar. Bu yaştan sonra grup oyunlarına ilgisi artar ve kendi yaşıtları ile oynamaya başlar. Bazen oyuncaklarını paylaşmakta güçlük yaşayabilir. Kurallara uymazsa oyundan atılabileceğini öğrenir. Sembolik oyun süreci devam eder. Bebeğiyle konuşur, kitap okur gibi sayfaları çevirir. Basit resimler ve boyamalar yapabilir. Şarkılar ve tekerlemeler öğrenmeye başlar. Ayakkabısını ayağına giyip çıkarabilir, düğmelerini ilikleyebilir. b)Sezgisel Dönem (4-6 yaş arası) : Nesneleri sadece bir özelliklerine göre sıralar. Ya büyüklüğüne, ya rengine, ya da sayısına göre değerlendirir. Bir nesnenin biçimi ve konumu değiştiğinde hacminin ve ağırlığının da değiştiğini düşünür. Canlı ve canlı olmayan nesneler arasında bir ayrım yapamaz. Ayağını çarptığı bir nesneyi dönüp tekmeleyebilir. Akıcı bir konuşması vardır ve konuştukları anlaşılabilir. Her şeyi öğrenmeye çalışır. Geçmiş ve gelecek kavramı, mizah duygusu ve saat kavramı gelişir. Hikaye dinlemeyi sever ve dinlediği hikayeyi anlatır. Hatta hep aynı hikayeyi dinliyorsa kısaltmaları ve farklı bir şekilde anlatılmasını kabul etmez. Bir çok şeyi yardımsız yapmaya çalışır. Bu dönemde çocuklar toplu olarak konuşmaya başlar. Hiç biri diğeri dinlemez. Daha karmaşık oyunlar oynar ve yeni oyunlar yaratır. Hayali oyunlar oynar. Bu dönemde çocuğun yaratıcılığını teşvik etmek gerekir. 5-6 yaş döneminde artık bağımsız davranışları artar. Yaratıcığı ve el becerileri artar. Yaratıcı, bilimsel ve eleştirici düşünme becerisi gelişir. Duygularını ifade edebilmeye ve karşı tarafı anlamaya başlar. Kendi kendine güveni artmaya başlar. Bunu engellememek gerekir. 3 yaştan sonra benim çalışmayan annelere bile önerim çocuğun hiç değilse yarım gün anaokuluna verilmesi ya da arkadaş çevresinde bulunmasının sağlanmasıdır. Hem okula hazırlık hem de sosyal gelişimi açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Hazır sosyal gelişim demişken şimdi de kısaca bu konuda biraz bilgi birikimimden sizlerle paylaşmak istiyorum.
ÇOCUĞUN SOSYAL GELİŞİMİ
İnsan sosyal bir varlıktır. Doğduğu andan itibaren sosyal çevreye uyum sağlamaya çalışır. Sosyalleşme, bebeğin insanla objeler arasındaki farkı görerek tepkiler göstermesi ile başlıyor. Bebeğin ilk karşılaştığı obje annedir. Onun sosyal olmasında oldukça önemli bir yer tutar. İlk yıllarda anne ayrılığı çocuğun ruhsal gelişimini ve sosyalleşmesini olumsuz yönde etkiler. Bu konuda da Erikson'un gelişim dönemlerinden de yararlanarak açıklamaya çalışacağım. 0-2 Yaş Sosyal Gelişimi: Erikson 0-18 aylık çocukları güven ya da güvensizlik evresi olarak değerlendirmiştir. Çocuk doğduğu andan itibaren çocukla kurulan duygusal iletişim, güven ya da güvensizlik duygusunun gelişiminde etkili olur. Anne ile olan iletişim ileri yaşlarda kişilerarası ilişkilerini etkileyecektir. Ağladığında annesinin yanında olduğunu, acıktığında karnının doyurulduğunu, altını kirlettiğinde altının temizlendiğini görmesi ona güven verecektir. Anne karnından çıktığı anda savunmasız bir şekilde başka bir çevrede bulur kendini ve o çevreye uyum sağlamaya çalışır. Uyum sürecinde de en önemli kriter güven duygusudur. Bebekler 3 aydan itibaren insan sesini duyduklarında başlarını o yöne çevirir, gülümsemeye gülümseme ile karşılık verirler. Çevresinde birilerinin varlığını hissettiklerinde sevinçlerini gülümseme, el kol hareketleri ile belli ederler. Bebeği okşamak, dokunmak ve anlamasa da onunla konuşmak sosyal gelişimi açısından bir başlangıçtır. Bebek başkaları ile birlikte olduğunda mutlu, yalnız kaldığında huzursuz ve mutsuz olur. 4-5 aylıktan itibaren diğer bebekleri fark etmeye ve onlara tepki göstermeye başlar. Gülümseme ve azarlamaları ayırt eder. 6 aydan itibaren saldırgan davranışlar gösterebilir. Aslında bu onun için bir oyundur. Saç çeker, ilgisini çeken bir şeyi almaya çalışır. 9 ay ve bir yaş arasında diğer insanların ses ve davranışlarını taklit ederek sosyal davranışlar gösterir. Oyuncaklarla oynamaya yönelir. Oyuncağı alındığında sinirlenir ve ağlar. Çocuk gözlediği ve duyduğu ses ve davranışları taklit eder. Aynada kendi görüntüsünü fark eder ve onunla oynamaya çalışır. Güven duygusuna dayalı olan bu dönem anneye bağımlı olunan bir dönemdir. Bebek annesi dışındaki kişileri fark ettiği halde annesine ihtiyaç duyar ve ayrılmak istemez. 2-4 Yaş Sosyal Gelişimi: Yine Erikson'a göre 1,5-3 yaş arası da özerklik evresidir. Çocuk bağımlılıktan uzaklaşıp, kendini fark etmeye başlar. Bağımsız olmaya ve bazı şeyleri tek başına keşfetmeye çalışır. Nesneleri eliyle tutar, kelimeleri kullanarak kendi isteklerini dile getirebilir. Eğer aşırı koruyucu olunur ya da sürekli cezalandırılırsa çocuk bağımsızlığını kazanamaz. Bu yaş döneminde çocuk kendini kanıtlamak için uğraşır. Yapması istenen şeylere hayır yanıtını verir. Bu dönem çocukları ile çok fazla inatlaşmamakla birlikte her isteklerini de yerine getirmemek gerekir. Bu yaş dönemi çocukları artık bebeklikteki pasif durumundan sıyrılıp, aktif döneme geçer. Sosyal ilişkiler sonucunda da işbirliği yapmayı, otorite ile ilişki kurmayı, taklit etmeyi, utanmayı öğrenir. Çocuk bu dönemde tuvalet konusunda eğitilmelidir. Bu dönemde çocuğun ilgisi dışkılama bölgesindedir. Çocuğa tuvalet eğitimi verilirken onu azarlamak ve zorlamak onun sosyal ilişkilerinde de inatçı olmasına ve özgüvenini yitirmesine sebep olabilir. Şöyle ki çocuk bağımsızlık kazanmaya başlamakla birlikte dışkı tutma ve bırakma davranışlarını yoğun bir şekilde kullanır. Ama bu konuda onunla inatlaşır ve onu zorlarsak bağımsız olma ve kendine güvenme çabalarını elinden almış oluruz. İki yaş çocuğu ailesi dışında da bir dünya olduğunu fark eder, onlarla ilişki kurmaya ve kendi yaşıtları ile birlikte olmaktan zevk almaya başlar. Ailesi dışındaki kişilerle bir arada olabilmek için onlarında kuralları olabildiğini ve onlarla nasıl beraber olabileceğini öğrenir. Bazı anneler çocuklarının huysuzluklarından şikayet ederek çocuklarını sosyal ortamlardan uzak tutmaya çalışıyorlar. Tam tersine çocuğun sosyal ortamlarda nasıl davranılabileceğini öğrenebilmesi için bu tür ortamlarda bulunması sağlanmalıdır. Çocuklar kendi yaşıtları ile birlikte olmaya çalışır ve yetişkinlerden uzaklaşmak ister. Bir yandan da büyüklerin ilgisini ve dikkatini çekmek için uğraşır. Çocuğun negatif olduğu bu dönem annelerin kaygılanmasına sebep olur ve çocuğun yanında onun çok inatçı olduğundan bahsedilir. Oysa 2,5 yaş çocuğun dengesiz ve aykırı olduğu bir yaştır. Bu nedenle böyle davranmak son derece yanlış bir tutumdur. Yine anne kendi kaygı ve endişeleri ile onun bağımsızlığını engellemeye çalışır. Annenin böyle davranması çocuğun ileri yaşlarda sıkıntılar yaşamasına sebep olur. 3 yaşından itibaren çocuk giderek sosyal çevreye uyum sağlamaya ve kurallara uymaya başlar. Grup oyunları oynamaya ve arkadaşları ile vakit geçirmeye başlar. Cinsel farklılıkları öğrenir. Nasıl dünyaya geldiğini öğrenmek ister. Cevap vermemek ya da yanlış bilgiler vermek çocuğun güven duygusunu zedeler. 4-6 Yaş Arası Sosyal Gelişim: 4 yaşındaki çocuk artık çevresiyle birlikte toplumsallaşmıştır. Arkadaşlarının olması ve onlarla vakit geçirmesi çok önemlidir. Bu dönemde de çocuk uyumsuz ve dengesizdir. Nasıl ki 2,5 yaş dönemi kritik bir yaş ise 4 yaşta aynı şekildedir. Duygusal olarak aşırılıklar yaşar. Girişkenliğine karşı suçluluk duyguları gelişir. Bir yandan son derece utangaç ve çekingen olurken, bir yandan da kendini ağırdan satmaya çalışır. Başkalarının duygularına ya da isteklerine önem vermez. Kendi istekleri gerçekleşmediği anda büyük tepkiler verir. Arkadaşları ile kavga eder ve dövüşür. İstediğini söyler ve istediği şekilde davranır. Aşırılıklar bu dönemin en belirgin özelliğidir. Kurallara karşı çıkar. Küfür eder. Çocuk hayal gücünü kullanarak davranır ve sözel olarak da ifade eder. Anneler bu durumu çocuğun yalan söylemesi olarak değerlendirir. Bu nedenle anne baskı yapar. Çocuğun bu dönemde olduğunu bilerek bu konuda baskı uygulamamak gerekir. Yine bu yaş dönemindeki çocuk için sahip olma duygusu aşırı gelişmiştir. Mülkiyet duygusu gelişmemiştir. Her şeyin kendisine ait olduğunu düşünür. Hareket etme ve konuşma da aşırı düzeydedir. Kimseyi dinlemez. Kendi kendine konuşur. 4 yaş çocuk karşısında kararlı olmak gerekir. Onu aşağılamadan ve utandırmadan cezalandırmak doğru olur. 5 yaşında çocuk 4 yaşın uyumsuzluğunu geride bırakıp, uyumlu olmaya başlar. Başkalarıyla ilişkilerinde uyumludur. Kendine güveni artmıştır ve başladığı bir şeyi bitirmeye çalışır. Davranışlarını kontrol edebilir. Karşısındakini memnun etmeye ve söylenenleri yapmaya yönelir. Kendi kendine yeter ve çevresiyle uyum içindedir. Bu yaş döneminde karşısındaki insanlarında duyguları olduğunu öğretebilirsiniz. Kendi duygularını ifade edebildiği gibi diğer insanların duygularını da anlamaya çalışır. Sorunlarla nasıl baş edebileceğini öğrenir. Bu yaş döneminde çocuklar kendi cinsiyetinde olan çocuklarla oynamaya çalışır. 3-6 yaş arası çocuğun toplumsallaşması için gerekli becerileri öğrenebilmesi için başka çocuklarla beraber olmasının mümkün olduğu ortamlar oluşturulmalıdır. Kuralları, sıra beklemeyi, başka bir çocuktan izin istemeyi, başkaları ile olan sorunlarda nasıl başa çıkabileceğini öğrenecektir. Çocukların bu gelişim dönemlerini keskin çizgilerle ayırmak son derece sakıncalıdır. Her çocuk özeldir ve gelişim dönemleri birkaç ay kısa ya da uzun zamanlarda olabilir. Telaşlanılmamalı. Hangi yaş döneminde olursa olsun ilgisiz olmak kadar aşırı ilgi göstermek ve koruyucu davranmak çocuğun sosyal ve zihinsel gelişimini olumsuz etkiler. Doğumdan itibaren annenin rolünün yanı sıra babanın da çocuğun gelişiminde önemi yadsınamaz. Anneye olduğu kadar babaya da gereksinim tartışılamaz. Özellikle 3 yaşından itibaren baba ile özdeşim kurmaya çalışan erkek çocuk için baba çok önemlidir. Aynı şekilde kız çocuk için ilk karşılaşılan karşı cins babadır. Onun dünyasında da önemli bir yer tutar. Çocuğun bireyselliğini kabul edip onun kendimizden ayrı bir birey olduğunu kabul etmeliyiz. Anne baba olarak uygulanacak disiplin yöntemleri birbiri ile çelişmemelidir. Bir taraf yaptığı davranışı onaylamazken, diğer taraf onaylıyorsa çocuk dengeyi bulmakta güçlük çekecektir. Bir takım kararlar alırken onun da düşüncesine değer vermek, onun da var olduğunu kabul etmek çocuğun kendine güven duymasına sebep olacaktır. Her çocuk kendine özeldir. Ailede birden fazla çocuk varsa asla birbiri ile karşılaştırılmamalı ve her birine özel olduğunu hissettirmeliyiz. Çocukları sürekli eleştirmek onun hiçbir şey yapamamasına kendine ve çevresine güvenini kaybetmesine sebep olur. Ayrıca çocuğun kendi başına yapabileceği şeyler konusunda desteklenmesi de onun güven kazanmasına ve gelişimine katkıda bulunur. Çocuklar söylenen sözlerden çok görerek taklit eder. Onun anne babayı taklit ettiğini düşünecek olursak, kendi olumlu davranışlarımızla ona örnek olmalıyız. Çocuğumuza yalanın kötü bir şey olduğunu söylerken, yanında bir arkadaşımıza biz yalan söylüyorsak çocuğun bu davranışı benimsemesini beklemek yanlış olur. Çocuğa sevginizi ve ilginizi göstermekten kaçınmayın. Şımarmasın diye ona sevginizi göstermemek kadar yanlış bir davranış olamaz. Sorunlar karşısında yanında olduğunuzu, yalnız olmadığını hissettirin. Sürekli olumsuz davranışlarını eleştirmek yerine olumlu davranışlarından örnekler vererek motive etmeye çalışın. Çocuğunuza kurallar koyarken tutarlı olun. Verdiğiniz cezalar ile yaptığı yaramazlık arasında bağlantı olmalıdır. Cezalar kısa süreli ve çocuğun yaş dönemine uygun olmalı. Çocuğa tutulamayacak sözler verilmemeli. Onunda varlığını kabul etmeli, dinlemeli ve anlamaya çalışmalı. Ben genelde çocuğu ile sorunu olan ailelerden şunu istiyorum. Biliyoruz ki her anne baba çocuktan daha akıllı ve tecrübelidir. Onunla baş edebilir. Endişelenmek ve gergin olmak onun da gerilmesine sebep olacaktır. Bu nedenle çocukların hangi yaş dönemlerinde neler yaşadıklarını bilirsek onlara yaklaşabilmemizde o derece kolay olacaktır. Gözlerinizi kapatın ve kendinizin o dönemde olduğunuzu hayal edin. Çocuğu olan her anne babaya faydalı olması dileklerimle…
Uzm.Psikolog Füsun Budak
online psikolog, psikolog, psikoloji, online terapi, evlilik terapisi, evlilik terapisti, evlilik danışmanı, aile terapisi, aile terapisti, aile danışmanı, depresyon, panik atak, zeka testi, psikolog, istanbul
|
|
|